Skip Navigation Links
YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
CiPDER DUYURULAR

GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki
Alternatif yazı, resimin görüntülenemediği durumlar için.
EN ÇOK OKUNANLAR

KENDİNİ BİLME SORUNU

İSMAİL GÜL
CİPDER YAZILARI - 28 Kasım 2018 Çarşamba - 08:25:19  - Bu makale 41 kere okundu.
İSMAİL GÜL 
ismail.gul@adalet.gov.tr"Kendini bilen insan, hakkını, haddini, hududunu da bilen insandır."

Değerli meslektaşlarım,

Kuruluşundan bu yana 11 yıl geçen CİPDER, tüm ülke geneline yaygınlığı kadar tüm unvanlardaki yöneticilerimize ve personelimize hitap eden bütünleyici yaklaşımıyla önder bir sivil toplum kuruluşudur. Türkiye’nin kendi kulvarında bulunan dernekler arasında ilk sıralarda yer alması sadece üye sayısının fazlalığından ibaret değil bence. Her şeyden önce bu teşkilatın genele hitap eden ilk derneği. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama bizler için ilk defa meclise giden, bürokratlarla görüşen, dergi çıkaran, kitaplar hazırlayan, web siteleri, sosyal medya sayfaları açarak sesimizi bu kadar gür şekilde dünyaya duyuran ilk oluşum da yine CİPDER.

Yaptığı maddi ve manevi yardımlarla, birlik ve beraberliği sağlamak ve personel arasında farkındalık sağlamak adına düzenlediği yardım kampanyalarıyla; hukuki yönden yaptığı girişimleriyle; yasa yapıcı iradeye ve diğer bürokratik karar alma mekanizmasına etki etmek üzere çalışmalar yaparak desteğini sürekli gündemde tutan; terör olaylarına, doğal afetlere maruz kalan, medya üzerinden veya fiziksel olarak saldırıya uğrayan; çözülmesi zor hukuki veya sağlık sorunlarıyla boğuşan personelin kendisine veya ailesine sahip çıkan CİPDER, bu teşkilat için çok önemli bir fırsattır aynı zamanda. Yönetim nasıl kararlar alırsa alsın, bizim için kurulmuş bir derneğin var olması bile tek başına önemli bir olaydır. Böyle önemli bir oluşumu kişiler üzerinden yapılan saldırılarla yıpratmak, tabiri yerindeyse, sadece kendi ayağına kurşun sıkmaktır. Eleştiri sözcüğü yerine saldırı diyorum çünkü yapılan bu şeylerin adı eleştiri olamaz. Eleştiri yapmak için bilgi gerekir, çama gerekir, emek gerekir. Oysa toplumun bugünkü büyük hastalıklarından biri olan “az emekle çok kazanç” yanılgısı buraya da sirayet etmiş görünüyor. Yani ben bilgi sahibi olmasam da, araştırmaya gerek duymadan her istediğimi söyleyebilirim, yazabilirim! Neden? Çünkü bedava! Çünkü zahmetsiz! Oysa emeğe saygı var, kul hakkı var, değerlerimiz var, etik var…  

Sorun aslında bir bilgi sorunu zannımca. Bir şeyi belli bir miktarda bilen insan, bilmediği kısım hakkında yargıda bulunmaktan çekinmelidir. Bu aslında kendini bilmekle ilgili bir husus… Kendini bilen insan, hakkını, haddini, hududunu da bilen insandır. Bu konu geçmişten günümüze birçok önemli şahsiyet tarafından belirtilmiştir. Ünlü düşünür Pisagor ve Sokrates “Kendini Bil” buyruğunu sık sık vurgulamış, bu sözü önemli yapıtların üzerine yazdırmıştır. Son peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S) “Kendini bilen Rabbini bilir” diyerek bunu en anlamlı şekilde özetlemiştir.

Olaylara, olgulara, kurumlara ve insanlara gerekli bilgiden yoksun şekilde yapılan bir yaklaşım ciddiyetsiz bir yaklaşımdır. Bu ciddiyetsiz yaklaşım ve değersizleştirme çabası ise kendini bilmekle olan etik bir sorundan kaynaklıdır. Bu tür yaklaşım sergileyen insanların çoğunun; bilgi edinme zahmetine girmekten kaçınan, bunun yerine kendinden çok kendisi dışındaki şeylerle ilgilenmeyi tercih eden kişiler olduğu açık…

Bazı arkadaşlarımız, eleştiriye açık olmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Buna katılmamak mümkün değil. Çünkü eleştiri, bir şeyi bulunduğu durumdan daha iyi bir duruma getirmek için en önemli hareket ettirici güçtür. Eleştirilmeyen şey ataletten kurtulamaz. Bu anlayışla bizler eleştiri kanallarını daima açık tutmaya çalışıyoruz. Bu konuda bir tahammülsüzlüğümüz yok. Asıl sorun eleştiri adı altında yapılanların aslında niteliksel olarak “eleştiri” olmaması. Bunların birçoğu bizi var olan durumdan daha iyi duruma getirmek üzere değil; bizlere hakaret etme, çeşitli komplekslerden kaynaklı olduğunu düşündüğümüz kinini kusma, bizi değersizleştirerek kendini yüceltmeye çalışma gibi uğraşlarla yıpratma için yapılan saldırılardır. Bununla birlikte, eleştiri sınırları içinde yapılan ama yine bilgi sahibi olunmaksızın, popüler olmak, cesur görünmek veya zekâsını (!) ispatlamak adına yapılan girişimler de amaca hizmet etmez vesselam! Yapıcı eleştiri böyle bir şey de değil… Eleştiri mümkün olduğunca kişisel yargılardan arınmış, gerçekler üzerine kurulmuş olmalıdır. Eleştirinin, sonucunda bir değişime yol açacak bir etki oluşturması beklenir, tabii eğer amaç üzüm yemekse…

Mevlana, insanın gözü ne görüyorsa değeri o kadardır demiş. Buradaki göz fiziksel gözden ziyade onun bağlı olduğu kalp, gönül anlamında kullanılmış. Önce bizlerin birlik beraberlik için, dayanışma ve paylaşma için bir dernek hareketini nasıl gördüğümüze karar vermemiz gerekir. Eğer yardımlaşmayı, hak aramayı, kendimizi ifade edecek bir oluşumu, boş ve yararsız görüyorsak, bu anlayışla CİPDER’e de biçeceğimiz değer bu düşünceyle orantılı olacaktır. Eğer gerçekten bunlara değer veriyorsak bu Derneği koruyup gözetir, iyi yönde gelişmesi için çaba gösteririz. Gönüllülüğe dayalı yürütülen tüm hizmetler amatör bir ruhla ve mesaiden arta kalan zamanda yönetim kurulumuzda bulunan arkadaşlarımızın fedakârlığı ve özverisiyle yürütülmektedir. Eksiğimizle, yanlışımızla ama halis niyetle elimizden geleni bu teşkilat için yapmaya çalışıyoruz.

Bu noktada, bu derneğin kuruluşundan günümüze kadar geçen süre içinde emeğini esirgemeyen tüm meslektaşlarımıza ve bizler için çaba harcayıp bizlere maddi, manevi güç veren herkese teşekkürlerimi sunuyor; tüm meslektaşlarımıza kazasız, belasız hayırlı mesailer; mutlu, huzurlu günler diliyorum.

 

 

 

 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; ,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
: