Skip Navigation Links
  
YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
CiPDER DUYURULAR

GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki
Alternatif yazı, resimin görüntülenemediği durumlar için.
EN ÇOK OKUNANLAR

BİZİM PUSULAMIZ ADALETTİR

Cem Alemdar Albayrak
CİPDER YAZILARI - 14 Nisan 2018 Cumartesi - 18:51:23  - Bu makale 111 kere okundu.
Cem Alemdar Albayrak 
alemdar61_@hotmail.com“İnfaz ve Koruma Memurları Öcü Değildir” Avlu dizisi ve CTE personelinin isyanını değerlendirmesi
 
 
“İnfaz ve Koruma Memurları Öcü Değildir”
 
Arşivimde bu zamana kadar yazdığım yazıları kontrol ederken defaten işlediğim konuların başında infaz ve koruma memurlarının televizyon dizilerinde ve filmlerde işkenceci, rüşvetçi, sert mizaçlı ve zalim kişiler olarak topluma lanse edilmesiyle ilgili konuların geldiği gördüm. Sadece ben değil birçok meslektaşımın da benzer konularda yazdığına sizler de şahit olmuşsunuzdur. Maalesef bu konu bu günlerde AVLU dizisi ile bir kez daha gündemimize geldi.
 
Bu tür konularla ilgili bizlerin çeşitli girişimleri oldu. Kamuoyunda kendimizi iyi tanıtabilmek adına basına, yayın kuruluşlarına yönelik çalışmalar yaptık, bunları sizlerle paylaştık. Geçmişte neler yazdık iki örnek vererek önce ona bir göz atalım.
 
Birinci örnek Gazeteci Sevilay Hanım’a gelen mesajların işlendiği bir yazı… Sevilay hanım köşesinde bu sorunlar hakkında çeşitli tespitlerde bulunmuştu. Kendilerini O’na yakın bularak içlerini dökme ihtiyacı hisseden bazı meslektaşlarımız:
 
“Çok dertliyiz Sevilay Hanım…
Biliyor musunuz, bizim çocuklarımız okullarında babalarının ya da annelerinin cezaevi personeli olduğunu söylemeye çekiniyor. Çünkü söylediklerinde çoğunlukla, ‘gardiyan’ çocuğu şeklinde bir ifade ile aşağılanma ile karşı karşıya kalıyor. Bunun bilimsel olarak ortaya konulmuş kanıtları da var. Yapılan bir araştırmada liseli gençlere ‘hangi mesleği asla tercih etmezsiniz?’ şeklinde sorulduğunda yüzde 80’inden fazlasının, ‘gardiyan’ şıkkını işaretlediğini biliyor muydunuz?” şeklinde mesajlar göndermişti.
 
Bizler görev yaptığımız kurumlarda bulunan mahkûm çocukları kendi evladımız gibi görüp onlara Devletimizin sunduğu imkânlarla gece gündüz çabalarken, toplumun büyük bir kesimi bizim çocuklarımıza bu TV dizlerinin etkisi altında kalarak önyargılı davranıyorlar. Reyting kaygısıyla bu tip yayınlara imza atan yapımcılar, cezaevi çalışanlarının yaşamlarında açtıkları derin yaraları hesaba katmıyor maalesef!
 
İkincisi ise Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer İstanbul Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen bir söyleşide, ünlü manken Tuğba ÖZAY’ın paylaşımları… Kendisi 2007 yılında ceza infaz kurumunda tutuklu olarak kaldığı zamana dair duygu ve düşüncelerini paylaşıyor.
Hayatta insanın başına her şeyin gelebileceğini ifade eden Tuğba Özay: “Beraat etmiş olduğum bir dava kapsamında tutuklu olarak ceza infaz kurumunda kaldım. Cezaevinde elbette ki zor anlarım oldu. Ancak oradaki personelin ve özellikle de infaz ve koruma memurlarının samimi ve içten yaklaşımları bana çok şey kattı. Ceza infaz kurumlarının ve infaz ve koruma memurlarının televizyonlarda ve dizilerde yansıtıldığı gibi kötü olduğuna asla katılmıyorum” dedi.
Can alıcı ve insanların bilinç altında daima çakılı duran o ifade “kötü oldukları…!” evet maalesef toplumun büyük bir kesiminin bize olan bakışı bu…
 
Maalesef yazılan söylenen bu kadar söze rağmen, hayal ürünü ve kurgu olduğu söylense de bu diziler yüzünden milletimizin belleğine bu “kötü” ifadesi kazınıyor.
Ayrıca bizler hükümlüleri topluma kazandırmak için çabalarken, toplumun büyük bir kesimi bize bu TV dizlerinin etkisi altında kalarak önyargılı davranıyorlar. Reyting kaygısıyla bu tip yayınlara imza atan yapımcılara, cezaevi çalışanlarının yaşamlarında açtıkları derin yaraları yaza yaza anlatamadık.
Bunun en belirgin örneği geçtiğimiz haftalarda avlu dizisi ile bir kez yaşandı. Bu dizinin fragmanını izleyince bütün personelimiz birlik oldu, haklı olarak tepki gösterdi. Bu dizi hakkında personelimizden gelen tepkiler üzerine CTE genel müdürlüğü RÜTÜK’E, derneğimiz de yayıncı kuruluşa ve RÜTÜK'e bu dizi hakkında endişelerimizi içeren yazılar gönderdi. Bununla birlikte CİPDER, diğer sosyal medya grupları ve duyarlı meslektaşımızın katılımıyla bir Twitter etkinliği düzenlendi. Bu tepkiler üzerine yayıncı kuruluş Genel Müdürlük yetkililerine, fragmanın dikkat çekici olması için biraz abartıldığı, üçüncü bölümden itibaren bizleri rahatsız eden içeriğin sona ereceği belirtmiştir.
Bizim derdimizi anlamayan, işi tepkileri siyaset boyutuna çeken gazeteciler olduğu gibi derdimizi anlayan gazeteciler de oldu. Anlayanlara teşekkür edip, anlamayanlara tekrar tekrar anlatmak üzere çalışmalarımıza devam ettik.
 
Bir de işi “kurgusundan korkuyorsan, gerçeği daha korkunç” cümlesiyle birlikte siyasete dayamazlar mı! Bu kafalara diyeceğim birkaç çift lafım var.
Bizler ne kurgudan korkuyoruz ne gerçekten korkuyoruz. Çünkü bizler gerçeğin içinde yaşıyoruz ve gerçek hiç de lanse edilen gibi değil. Kurumlarımız ve iyi eğitimli personelimiz 24 saat kameralarla takip ediliyor, her türlü işlem UYAP’a işleniyor. Üstelik bizim saklayacağımız bir şeyimiz de yok. Bizler bize emanet edilen kamu görevini özveriyle yapmaya çalışıyoruz. Ayrıca bizler bu tip diziler çekilmesin demiyoruz, yanlış yapan varsa ipliği pazara da çıksın, bunda da sıkıntı yok. Ne çekmek istiyorsanız çekin kardeşim, neyi istiyorsanız konu edin ama hakkaniyetli olun, adaletli olun. Bizim mahkûmlara reva görmediğimiz olumsuz bakışı maalesef bu diziler ve bazı basın kuruluşları bizlere reva görmektedir. Ya Allah rızası için bu dizlerde bir kere de, cezaevlerini birçok anlamda Avrupa standartlarının üzerine çıkarmış olan bu personeli onore edecek bir sahne, bir söz olsun. İşte CTE personelinin vicdanını sızlatan isyanı bunadır.
 
Ceza infaz personelini imajını daima kötü göstererek reyting hesapları yapan yayınlar hakkında RTÜK’ün inceleme başlatması gerektiğini düşünüyorum. Zira unutulmamalıdır ki toplumun asayiş ve güvenliği bir bütün olarak düşünüldüğünde ceza infaz kurumları bu bütün içerisinde önemli bir yer tutmakta, cezaevleri adeta toplumun aynası durumunda bulunmaktadır. Ceza infaz hizmetleri sadece cezaevi çalışanlarının omuzuna yüklenmeyecek kadar ağır ve hassas bir görevdir. Toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının ve diğer devlet kuruluşlarının bu hizmetlere destek vermesi gerekmektedir. Ama yıllardır yazılı ve görsel medyadan bu dizlerde daima hedef tahtasına konan personelimizi destekleme hususunda maalesef çok yalnız kaldık. Oysaki bizler CTE personeli olarak toplum adına, toplumun eğitemediği, dışladığı, sağlıklı bir sosyalleşme sürecinden geçmeyen kişileri yeniden topluma kazandırmanın mücadelesini vermekteyiz. Bu oldukça kutsal bir görevdir.
Devleti ayakta tutan en temel kavramların başında gelen adalet kavramıdır. Adalet kavramını da ayakta tutan, koruyan unsurlardan biri ceza kavramıdır. Cezaların uygulandığı yerlerden biri ve en çok bilineni cezaevleridir. Cezaevi çalışanları ise bu kamu görevini yürütürken adaletin pusulasıdır. Ceza infaz personeli, tutuklu ve hükümlülerin topluma tekrar  kazandırılmaları için kurumlarımızda birçok çalışma yürütmektedir. Ceza infaz personeli, tutuklu ve hükümlülerin cezaevinden çıktıktan sonra sosyal hayatta doğru yolu bulabilmesi ve emin adımlarla yürüyebilmeleri için, bir pusula gibi yön belirleme noktasında  tutuklu ve hükümlülere yol göstermektedir.Böylesine önemli bir görevi ifa eden cezaevi çalışanları kendilerine gösterilmesi gereken saygıyı TV’lerde yayınlanan dizilerin senaristlerinden, gazetecilerden, kamuoyundan ve medyadan da beklemektedirler.

Her şeye ve herkese rağmen cezaevlerinde yaşanan değişim, gelişim ve şeffaflık bundan sonra da devam edecektir. Bu konuda geriye dönüş asla ve asla olmayacaktır. Çünkü “cezaevleri kaybederse Türkiye kaybeder ”.
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; adalet, pusula, cem,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
: